Cumhuriyet Gazetesi 14.Eylül 2007
Okan Somer'in ardından...
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Geçirdiği kalp krizi sonrası yaşamını yitiren Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) üyelerinden Okan Somer, 40 yıllık yaşamına birbirinden farklı başarı öyküleri sığdırdı. Türkiye'nin önde gelen ticari kuruluşlarında yöneticilik görevleri üstlenen Somer, sanattan da hiçbir zaman kopmadı.
AFSAD üyesi, iki dönem derneğin yönetim kurulunda da görev alan, 1993'te "Yılın En Başarılı Fotoğraf Sanatçısı" ödülünü kazanan Okan Somer, 11 Ağustos'ta kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Başarılı iş yaşamının yanı sıra sanat dostu sivil toplum kuruluşlarındaki faaliyetleriyle de dolu dolu bir yaşamı geride bırakan Somer'in genç yaştaki ölümü, başta ailesi olmak üzere tüm dostlarını ve sevenlerini üzdü. Yaşama veda ettiğinde 40 yaşında olan Somer, ardında 9 aylık kızı Irmak'ı da bıraktı.
Duygularını, düşüncelerini yazı aracılığıyla anlatmaktan vazgeçmeyen Somer, fotoğraf çekmeyi de yaşamının parçası haline getirdi. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Dostları Derneği'nin üyesi olan Somer'in asıl mesleği ise bilgisayar programcılığıydı. Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Programcılığı mezunu olan Somer, Türkiye'nin önde gelen firmalarında önemli görevler yürüttü. Panda Dondurmaları'nda Türkiye Satış Direktörlüğü, Pepsi Cola'da Ankara ve Bursa Bölge Müdürlüğü, Ankara Bölge Şefliği, Satış Şefliği ve Satış Müfettişliği, Organan Teknika A.Ş.'de İç Anadolu Bölge Satış Uzmanlığı, Xerox Büro Makinaları A.Ş.'de Özel Müşteriler Satış Temsilciliği ve Ankara Business Center'de Satış Temsilciliği yapan Somer, iş yaşamı süresince birçok başarının altına imza attı.
Eşinden Somer'e...
Kızları Irmak'ın tam 9 aylık olduğu 4 Eylül'de yazdığı mektupta eşini yitirmenin acısını dile getiren Arzu Somer ise Okan Somer'e şu satırlarla seslendi:
"Bir taneme; Biricik aşkım, hayat arkadaşım, sevgilim seni hiç ama hiç beklemediğim bir anda kaybettim. Ben senin en çok o güzel kalbini, iyilikseverliğini ve kötü günlerde hep dostlarının yanında olmanı çok sevmiş ve babacanlığına aşık olmuştum. Seni çok ama çok sevdim ve bütün bir ömrümü hep seninle geçirmek en büyük dileğimdi... Kızımız Irmak doğduğunda ilk yaptığın şey bana dönüp, 'Teşekkür ederim' demek olmuştu ve o an gözlerinde iki şeyi çok net görmüştüm. Baba olmanın verdiği mutluluğu ve benim iyi olduğumu görmenin rahatlığı. O an dünyanın en mutlu insanları bizdik ve artık çekirdek bir aile olmuştuk. Keşke bu kadar kısa sürmeseydi... Sana daha söyleyecek çok şeyim vardı, çok güzel hayallerimiz vardı. Hani ilk defa kızımızı beraber denize sokacaktık. Aysun da bizimle olacaktı, söz vermiştin... Ata bindirecektik, yürümeye başladığında arkasından beraber koşacaktık. İlk 'baba' dediği gün sizi kameraya çekmiştim, dün akşam onu seyrettim; ne kadar da mutlu olmuşsun. İlk Babalar Günü hediyesini kızının elinden aldığın günkü yüzündeki gülümsemeyi görmelisin. Sen eminim hep onun yanındasın ve bizi görüyorsun ama ben yine de söyleyeyim kızımız artık emekliyor ve bugün 9 aylık oldu.
Her şeyi yarım bırakıp gittiniz be aşkım. Hep Aysun benim kardeşim senin değil derdin, ikiniz aynı gün bu fani dünyayı terk edip gittiniz. Umarım orada beraber ve mutlusunuzdur. Seni ona onu sana emanet ediyorum ve inan birlikte olmanız tek tesellim. Yine bana kızacaksın 'keşkelerden vazgeç' diye... Onun için tekrar söylemeyeceğim onun yerine sana çok ama çok teşekkür ediyorum. Beni gerçekten çok sevdiğin ve zor günlerimde hep yanımda olduğun için, çok iyi bir eş ve bulunmaz bir baba olduğun için, sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu bana gösterdiğin için, beraber yaşadığımız her bir saniye ve bana bıraktığın dünyanın en güzel hediyesi, kızımız Irmak için...
Ve sana söz veriyorum: 19 Haziran'da Mudanya'da başlayan aşkımız inan bana hiç ama hiçbir zaman bitmeyecek. Sen hep benim diğer yarım olarak kalacaksın, hayatta olduğum sürece herkesin imrenerek baktığı ve mutlu bebek dediği güler yüzlü kuzumuz Irmak için elimden gelen her şeyin en iyisini yapmaya çalışacağım ve onun güler yüzünü daim etmek hayattaki tek gayem olacak. 01.08.2007 tarihli bir yazışmanda iç huzuru olmadığını söyleyen bir arkadaşına şöyle yazmışsın: 'İçini dışını bırak, yarın erken kalk; mesela saat 06.00'da. Hemen kapının önüne çık, derin bir nefes al. Sabah, dünyanın en güzel kokusudur. Göreceksin ki bunu nasıl yapacağın konusunu o inanılmaz kokuda bulacaksın. Biraz zorlanırsan çıplak ayakla toprağa bas ve emin ol ki bu yeni aldığın koku sana yeni yollar çizecek.' Yarın ve bundan sonraki her sabah tıpkı senin senin söylediğin gibi sabah 06.00'da kalkıp, ayaklarımı toprağa basıp, sabahın kokusunu hissedeceğim ve bundan sonra her sabah, seni çok sevdiğin balkonumuzda bekliyor olacağım. Ne olur gel ve beni bu hayatta sensiz bırakma ve her zaman olduğu gibi ne yapacağım konusunda bana yol göster.
Seni çok ama çok özlüyorum... Seni her şeyden çok seven karın
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Geçirdiği kalp krizi sonrası yaşamını yitiren Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) üyelerinden Okan Somer, 40 yıllık yaşamına birbirinden farklı başarı öyküleri sığdırdı. Türkiye'nin önde gelen ticari kuruluşlarında yöneticilik görevleri üstlenen Somer, sanattan da hiçbir zaman kopmadı.
AFSAD üyesi, iki dönem derneğin yönetim kurulunda da görev alan, 1993'te "Yılın En Başarılı Fotoğraf Sanatçısı" ödülünü kazanan Okan Somer, 11 Ağustos'ta kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Başarılı iş yaşamının yanı sıra sanat dostu sivil toplum kuruluşlarındaki faaliyetleriyle de dolu dolu bir yaşamı geride bırakan Somer'in genç yaştaki ölümü, başta ailesi olmak üzere tüm dostlarını ve sevenlerini üzdü. Yaşama veda ettiğinde 40 yaşında olan Somer, ardında 9 aylık kızı Irmak'ı da bıraktı.
Duygularını, düşüncelerini yazı aracılığıyla anlatmaktan vazgeçmeyen Somer, fotoğraf çekmeyi de yaşamının parçası haline getirdi. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Dostları Derneği'nin üyesi olan Somer'in asıl mesleği ise bilgisayar programcılığıydı. Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Programcılığı mezunu olan Somer, Türkiye'nin önde gelen firmalarında önemli görevler yürüttü. Panda Dondurmaları'nda Türkiye Satış Direktörlüğü, Pepsi Cola'da Ankara ve Bursa Bölge Müdürlüğü, Ankara Bölge Şefliği, Satış Şefliği ve Satış Müfettişliği, Organan Teknika A.Ş.'de İç Anadolu Bölge Satış Uzmanlığı, Xerox Büro Makinaları A.Ş.'de Özel Müşteriler Satış Temsilciliği ve Ankara Business Center'de Satış Temsilciliği yapan Somer, iş yaşamı süresince birçok başarının altına imza attı.
Eşinden Somer'e...
Kızları Irmak'ın tam 9 aylık olduğu 4 Eylül'de yazdığı mektupta eşini yitirmenin acısını dile getiren Arzu Somer ise Okan Somer'e şu satırlarla seslendi:
"Bir taneme; Biricik aşkım, hayat arkadaşım, sevgilim seni hiç ama hiç beklemediğim bir anda kaybettim. Ben senin en çok o güzel kalbini, iyilikseverliğini ve kötü günlerde hep dostlarının yanında olmanı çok sevmiş ve babacanlığına aşık olmuştum. Seni çok ama çok sevdim ve bütün bir ömrümü hep seninle geçirmek en büyük dileğimdi... Kızımız Irmak doğduğunda ilk yaptığın şey bana dönüp, 'Teşekkür ederim' demek olmuştu ve o an gözlerinde iki şeyi çok net görmüştüm. Baba olmanın verdiği mutluluğu ve benim iyi olduğumu görmenin rahatlığı. O an dünyanın en mutlu insanları bizdik ve artık çekirdek bir aile olmuştuk. Keşke bu kadar kısa sürmeseydi... Sana daha söyleyecek çok şeyim vardı, çok güzel hayallerimiz vardı. Hani ilk defa kızımızı beraber denize sokacaktık. Aysun da bizimle olacaktı, söz vermiştin... Ata bindirecektik, yürümeye başladığında arkasından beraber koşacaktık. İlk 'baba' dediği gün sizi kameraya çekmiştim, dün akşam onu seyrettim; ne kadar da mutlu olmuşsun. İlk Babalar Günü hediyesini kızının elinden aldığın günkü yüzündeki gülümsemeyi görmelisin. Sen eminim hep onun yanındasın ve bizi görüyorsun ama ben yine de söyleyeyim kızımız artık emekliyor ve bugün 9 aylık oldu.
Her şeyi yarım bırakıp gittiniz be aşkım. Hep Aysun benim kardeşim senin değil derdin, ikiniz aynı gün bu fani dünyayı terk edip gittiniz. Umarım orada beraber ve mutlusunuzdur. Seni ona onu sana emanet ediyorum ve inan birlikte olmanız tek tesellim. Yine bana kızacaksın 'keşkelerden vazgeç' diye... Onun için tekrar söylemeyeceğim onun yerine sana çok ama çok teşekkür ediyorum. Beni gerçekten çok sevdiğin ve zor günlerimde hep yanımda olduğun için, çok iyi bir eş ve bulunmaz bir baba olduğun için, sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu bana gösterdiğin için, beraber yaşadığımız her bir saniye ve bana bıraktığın dünyanın en güzel hediyesi, kızımız Irmak için...
Ve sana söz veriyorum: 19 Haziran'da Mudanya'da başlayan aşkımız inan bana hiç ama hiçbir zaman bitmeyecek. Sen hep benim diğer yarım olarak kalacaksın, hayatta olduğum sürece herkesin imrenerek baktığı ve mutlu bebek dediği güler yüzlü kuzumuz Irmak için elimden gelen her şeyin en iyisini yapmaya çalışacağım ve onun güler yüzünü daim etmek hayattaki tek gayem olacak. 01.08.2007 tarihli bir yazışmanda iç huzuru olmadığını söyleyen bir arkadaşına şöyle yazmışsın: 'İçini dışını bırak, yarın erken kalk; mesela saat 06.00'da. Hemen kapının önüne çık, derin bir nefes al. Sabah, dünyanın en güzel kokusudur. Göreceksin ki bunu nasıl yapacağın konusunu o inanılmaz kokuda bulacaksın. Biraz zorlanırsan çıplak ayakla toprağa bas ve emin ol ki bu yeni aldığın koku sana yeni yollar çizecek.' Yarın ve bundan sonraki her sabah tıpkı senin senin söylediğin gibi sabah 06.00'da kalkıp, ayaklarımı toprağa basıp, sabahın kokusunu hissedeceğim ve bundan sonra her sabah, seni çok sevdiğin balkonumuzda bekliyor olacağım. Ne olur gel ve beni bu hayatta sensiz bırakma ve her zaman olduğu gibi ne yapacağım konusunda bana yol göster.
Seni çok ama çok özlüyorum... Seni her şeyden çok seven karın
Arzu

AFSAD'da başlayan dostluk - Melih Vurkır
Okan Somer'in 18 yıllık dostu, AFSAD'daki yol arkadaşlarından Melih Vurkır ise Somer'i yitirmenin acısını en derin yaşayanlardan... Vurkır, Somer'i, iki dost olarak paylaştıklarını ve imza attıkları ortak çalışmaları, Cumhuriyet Ankara için şöyle özetledi:
"Bu dostluğun hayatımın vazgeçilmez bir parçası olacağını Okan'la ilk arkadaş olduğumuzda biliyor muydum? Muhtemelen hayır. Ama bu dostluğun temelleri sağlam atıldığı için Okan'la olan arkadaşlığımız her gün daha sarsılmaz bir zemine oturdu ve acı/ tatlı nice anılarla süslendi. Okan'la olan dostluğumuz AFSAD'da başladı; AFSAD'ın 'Ortaklaşa Çaba' felsefesi üzerine oturdu ve ortaklaşa yaratılan değerler ile pekişti. Okan ile AFSAD Yönetim Kurulu'nda iki dönem 'Amatör Ruhla Profesyonelce İş' felsefesiyle projeler yaptık. O tarihlerde AB projeleri daha kimsenin rüyasında bile yokken 1992 yılında Okan'ın yoğun gayreti sayesinde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile 'Çalışan Çocuklar' konulu fotoğraf projesini hayata geçirdik, sergisini hazırladık ve kataloğunu yayımladık. Bu çalışma sırasında Okan'ın çok önemli bir çok özelliğini keşfetme şansına sahip oldum. Özverili çalışma, toplumsal duyarlılık, çalışkanlık ve kısıtlı olanaklar içerisinde organizasyon becerisi... Bütün bunların temelinde de amatör ruh... Okan bu özelliklerini hiç bir zaman kaybetmedi. Günümüzde bu değerler ne yazık ki rafa kaldırılmış durumda ama onun gündeminde her zaman yerlerini korudular. Onun bu özellikleri bizlere yol göstermeye devam edecektir. Ruhu şad olsun."
Melih Vurkır

Yorumlar